| Yazar |
Mesaj
|
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:00 pm Mesaj konusu: Aşk'a Dair Yazılar.. |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Sevmek Bazen Vazgecmeyi Bilmekdir..
İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur.
Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla
tüm
yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır.
Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine
hayran... bırakamaz bir türlü... Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar,
çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve
sevgisine, yalnız bırakamaz onu... Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde
geçirmeye hazırdır...
Ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyi de
bilmektir" ...Kelebeğine
son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne,
kırlarına, çiçeklerine doğru...
Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek
yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz...
Aklında adam,
o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce... Adam bir
kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğuna. Kelebekse hala konacak sıcak bir
avuç aramakta...
Böylece kelebek şunu anlar: BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER
ORASIDIR; SICAK
BİR
AVUÇTUR BİLİRİZ AMA O YERİN BİZE AİT OLMA İHTİMALİ
BİR HİÇTİR ...
Böylece adam şunu anlar: HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA
SEVGİYLE
YAŞATAMAZSINIZ
...
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek
bir dağ aramaya
başlar, ama gücü tükenene dek arayıp da bulamayınca
anlar ki;
HİÇ BİR DAĞ BİR ÖZLEMİ GÖMEBİLECEĞİNİZ KADAR BÜYÜK DEĞİLDİR ...
Adamsa artık sevdasını koyar sımsıcak avuçlarına;
kelebeğin yerine...
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:01 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Kağıt - Kalem Aşkı
Bir zamanlar kağıt ve kalem adında iki aşık varmış. Bunların askı o kadar büyükmüş ki önlerinde hiçbir engel yokmuş onları durdurabilecek. Kalem kağıd her vuruşunda “Seni Seviyorum” dizeleriyle dolup taşıyormuş kağıt. Mutlulukları uzun ylılar sürmüş. Kalem kağıda ‘Seni çok seviyorum asla bırakmayacağım’ derken, kağıt kaleme ‘Sen benim yaşam kaynağımsın sensiz ben bir hiçim’ diyormuş.
Bir gün kalemin ucu tükenmeye başlamış. Sevgisi giderek azalmış. Kalemin ucu köreldikçe aşk sözcükleri okunmaz hale gelmiş. En sonunda kalemin kağıda aşkı tükenmiş artık yazamaz olmuş. Çareyi kaçmakta bulmuş, yeni aşklar aramaya koyulmuş.
Kağıtsa yapayalnız kalmış, tek yapabildiği kalemin eski yazdıklarına bakarak kendini tüketmek oluyormuş. Baktıkça kendini tüketiyor dertlerine dert ekliyormuş.
Kısa bir zaman sonra, kırık uçlu kalem aşkı alemtıraşta bulmuş, kalemtıraş kalemin körelen ucunu onarmış ona yeniden can vermiştir. Kalem artık ölümsüz olduğunu düşünmektedir. Sürekli yeni sapasağlam ve güçlüdür artık.
Kağıtsa bu üzüntüleri arasında silgi adında biriyle tanışmıştır. Silgi onun tüm acılarını, kalemin yazdıklarını silip atmış, kağıdın tüm acılarını hafifletmiştir. Kağıt silgiye minnettar kalmış onlar arasında yeni bir aşk doğmuştur. Kağıt silgiyle o kadar mutluymuş ki dertsiz tasasız bir hayatı olduğunu düşünüyormuş.
Günler geçmiş, aylar geçmiş. Ölümsüz olduğunu sürekli güçlü ve yeni olduğunu sanan kalem bir gün tükendiğini bittiğini fark etmiş. Kalemtıraş onun tüm artkılarını bir yana savurmuş.
Kağıtsa yeni doğmuş bir bebek gibi tertemizmiş. Tek bir yazı bile kalmamış üzerinde. Ama ortada bir sorun varmşı, kağıt artık yıpranmaya başlamış. Silginin her darbesi ona acı veriyormuş. Her darbede kağıt daha da parçalanmış. Sonunda yırtıkları etrafa saçılmış. Kağıt silgiyi terk etmiş, Kalemse, Kalemtıraşı.
Bir gün rüzgarda savrulan bir kağıt parçası kalemin önüne düşer.
Kalem Son gücüyle yırtık kağıt parçasına bir dörtlük yazı vermiş;
“Bilemezdim ki, senden ayrılmaın ölüm olduğunu
Bilemezdim ki, asıl ölümsüzlüğün senle doğduğunu
Bilemezdim ki, ben tükendikçe aşkımızın büyüdüğünü
Ama biliyorum ki; su an ölüyor olsam da bu satırlarda seninle beraber sonsuza dek yaşayacağım.
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:05 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
ALDATMAK nasıl bir duygudur?
Ne hisseder insan seviştikten sonra?
Özellikle ilk seferinde... Eşi, sevgilisi, kimse aldattığı, onunla ilk yüz yüze geldiğinde, ne der, ne yapar?
Erkek "Yemekte ne var?" diye sorar mı mesela hiçbir şey olmamış gibi?
Her zamankinden daha abartılı bir biçimde sinirlenir mi televizyondaki bir habere? Ya da trafiğe?
Suspus mu olur, yoksa diline mi vurur suçluluk duygusu?
Sonrasını hepimiz az çok biliyoruz da ilk aldatmanın hemen ertesini çok merak ediyorum.
Yabancısıyız o ilk anların. Sezdiğimizde, duyduğumuzda, onyüzmilyon kere sevişmiş oluyor sevdiğimiz.
"Bir kere aldatmayı affederim" diyen kadınlar var. Yani maksat adam bunu alışkanlık haline getirmesin!
Oysa bunun alışkanlık haline gelmemesi, insanın doğasına aykırıdır neredeyse. Aldatılan için aldatmanın ilki zordur bana göre.
Sancılar, kıvranmalar, tereddütler ilkinden önce yaşanır.
Sonra bir kez aldattı mı insan, şeytanın bacağını kırmış sayılır.
Arkasının çorap söküğü gibi gelmesi işten değildir. Yüz yırtılır, dünyanın sonunun gelmediği görülür...
Hatta aldatma ortaya çıktıktan sonra daha da bir yürekli olunur. Erkek için söylüyorum bunu.
Çünkü korktuğu başına gelmez bakar ki.
Eşi yıllarca laf arasına sokuşturduğu tehditlerin aksine, onu asla terk etmez.
Suçlamaz bile. Öteki kadını suçlar daha ziyade.
Erkek bir nevi sınıf atlar karısının gözünde. Evin en önemsiziyken en önemlisi oluverir.
"İlk" asla "son" değildir bana göre.
Tamam bunlar bildiğimiz şeyler...
Yine başa dönüyorum, o ilk dakikaları ve ertesini merak ediyorum daha çok.
Eşini "taze" aldatmış birinin davranışlarını...
Henüz "tecrübeli aldatıcı" olmamış...
Eve gelip kavga mı çıkarır mesela? Hani kendini, kendisine mazur göstermek için?..
"Zaten, aramızda ’şiddetli geçimsizlik’ var" gibisinden?..
Kendisini, karşı tarafın, aldatılmayı hak ettiğine inandırabilmek için "gözünün üstünde kaşı var" zorlamasına girer mi?
Bu durumda en istenmeyen şey, eşten iyi muamele görmektir herhalde.
Direkt vicdan azabı!
Evet, o ilk aldatmanın ilk saatlerinde mutlaka geçerli bir neden bulmaya çalışır herhalde insan. Aldatmanın öncesinde, o sancılı dönemde bulmuştur gerçi bir neden ama onu teyit etmeye, haksız olmadığını görmeye ihtiyacı vardır.
Sonrasında ise, yani kaşarlandığında, artık neden falan aranmaz. Aldatmak "Allah’ın emri"dir adeta
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:13 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Diyelim ki balıkmışım ben, Sen de balıkçı…
İkimizde biliriz sineğe bile kıyamazsın, öyle boş oltayı atarsın denize… Bilirsin salak olmadığımı, ama aşık olduğumu bilmezsin.
Ben sana inat yakalanırım. Şaşırırsın, nerdençıktı bu diye.
İstediğin balık değil ki? Oturmak iskelede… Mecbur çekersin yukarıya. Acı çekiyorum ne de olsa…
Dedim ya kıyamazsın... Uzanırım avuçlarına…
Dudaklarıma dokunursun, iğneyi çıkartacaksın ya;yoksa sevdiğinden falan değil,bilirim senin yanında yaşayamayacağımı.
Sen de bilirsin,öldürmeye kıyamazsın,bakarsın avucundaki aptal balığa… Ben de sana...Sonra beni kurtarmayı seçersin. Ben avuçlarında ölmeyi seçmiştim oysa...Bırakırsın denize…
Yüzünde kahraman gülümseme… Hayat kurtardın ya biraz önce. Sessizce boğulurken mavilerde Son kez bakarım iskeleye…
İskeledeki aptal balıkçıya, Sen de kurtardığın balığına..."
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:14 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Ömrün Sözü
Görmüş geçirmiş hatta ermiş bir dede ile konuşurken sormuşlar;
- Dede ailenin başı kadın mıdır, erkek mi?
- Erkek baştır.
- Peki kadın nedir?
- Kadın boyundur, başı nereye isterse oraya çevirir...
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:15 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Bahar mevsimi, aşk mevsimi!...
Havaların ısınmaya başladığı bugünlerde mevsimsel ritmik tekrarlar nedeniyle daha kolay aşık olunduğu belirtildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Özgünen, “Güneş ışınlarının etkili gelmesiyle vücut bir şekilde tetiklenir. İnsanlarda ve hayvanlarda üreme isteği artar. Bu da aşkı getirir” dedi.
Prof. Dr. Tuncay Özgünen, insan dahil tüm canlılarda günlük, gece, gündüz, haftalık, aylık, mevsimlik ve yıllık olmak üzere ritmik (periyodisite) tekrarlamaların görüldüğünü söyledi. Uykunun gece gündüz, kadınlarda görülen regl dönemlerinin aylık periyodisiteye girdiğini ifade eden Özgünen, aşkın da mevsimsel ve yıllık ritmik tekrarlamalarla ilgili olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Özgünen, bu nedenle baharda daha kolay aşık olunduğunu dile getirerek, aşkın mevsimsel ritmik tekrarlama ile bağlantısı hakkında şu bilgiyi verdi: “Göze çarpan güneş ışınları normalde arka kısımda yer alan göz çaprazı denilen bölgeye ulaşır. Sonra da beyne gider. Göz çaprazındaki sinir hücreleri bu ışınların gelişine göre iç saat denilen sistemi oluşturur. Vücudun yapmaya alıştığı şeyleri adeta kayıt altına alan bu sistem belli dönemler geldiğinde vücudu uyarır. İç saat böylece mevsimlere göre vücudu kontrol altına alır.”
Bahar döneminde fazlaca ortaya çıkan aşk dürtüsünün, mevsimsel döngünün üreme işlevi ile ilgili olmasından kaynaklandığını ifade eden Özgünen, bu dönemdeki üreme isteğinin hayvanlarda daha net görüldüğünü söyledi. Bu dönemde yıllık döngünün de vücutta bazı değişikliklere yol açtığına işaret eden Özgünen, ritmik tekrarlamaya bağlı olarak salgılanmaya başlayan streoid hormonunun vücutta baştan aşağı değişikliklere neden olduğunu anlattı. Havaların ısınması ile birlikte kışın üşümemek için harcanan enerjinin tamamının bir şekilde kullanılmaya çalışıldığını da belirten, Özgünen, “Güneş ışınlarının etkili gelmesiyle vücut bir şekilde tetiklenir. İnsanlarda ve hayvanlarda üreme isteği artar. Bu da aşkı getirir ve daha önce aşkı öğrenen kişiler bir arayışa girer” dedi.
Prof. Dr. Tuncay Özgünen, bu durumun bir kişinin önüne gelene aşık olacağı anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak, “Genelde bahar mevsimi aşk mevsimi olarak anlatılır, bilinir. Herkes de böyle düşündüğü için bu dönemlerde aşka karşı daha duyarlı olunur” diye konuştu.
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
DOĞU VE BATI'DA AŞK
Doğu ve Batı modern çağda Ortadoğu ve Asya uygarlıkları ile Atlantik ve Avrupa uygarlıklarını isimlendirmek için kullanılır. Tüm tasnifler ve genellemeler bazı eksiklikleri taşır ancak birçok şeyi anlamak için bize bir çok ipucu verir.doğu ve batı hayat görüşü, gelecek tasavvuru, bireysel ve toplumsal ilişkiler, dış dünyaya bakış açısı vb. gibi bir çok konuda farklı anlayışlara sahiptir. Aşk’a bakış açısından da bir çok farklı noktalar bunlardan biridir.
Doğudaki aşkta birbirini sevenler aşklarıyla vuslata ermeye, benliklerini aşmaya ve nihayetinde Allah’a kavuşmaya çalışırlar. Batıda ise derinlikten yoksun, insanın dönemlik istek ve arzularının ifadesidir.
Doğudaki aşkta çoğu kez küçüklükten başlayan ölümü bir son olarak algılamayıp, kavuşmanın en güzel yeri olduğu inancı vardır. Batıda ise belli dönemde yaşanan (ki genelde gençlikte) ve biten duygusal yoğunluktur.
Doğudaki aşkta, aşık kişi kendi benlik zindanından kurtulur, çevrede ki varlık aleminden kopmaz onunla bütünleşir, hayvanlarla ve bitkilerle bile. Onun içindir ki aşkın sembolleri gül ile bülbüldür. Batıda ise aşıklar toplumdan kopuk, kendilerini dış dünyadan yalıtırlar.
Doğudaki aşkta paylaşım, fedakarlık, varlığını adamak vardır. Batıdaki aşk ise bencildir, sanaldır.
Doğudaki aşklar bekar genç erkek ve kızlar arasında doğumlarından itibaren gelişen, kök salan şekilde yaşanır. Batıda ise genelde evlenmiş ama umduğunu bulamayıp hayal kırıklığı yaşayan kadın ile bekar erkekler arasında yaşanır.
Doğudaki aşkta masumiyet, saflık, arınmışlık, teslimiyet ön plana çıkar. Batı da ise ihanet, korku, mutsuzluk hakimdir.
Doğudaki aşkta aşıklar kendilerinin kavuşmasına engel olanlara kızmazlar, düşmanlık beslemezler. Onların birbirlerine kavuşmasına vesile olduklarını düşünürler. Batıda ise aşk kahramanları kendilerinin kavuşmasını engelleyenleri yok edilmesi gereken düşman gözüyle görürler.
Doğudaki aşkta ruhların birbirine kavuşması önemlidir. Batıdaki aşklar maddi alemde yaşanır, bedensel arzular daha ön plandadır.
Ahmet ASLAN
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:21 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir
bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek
her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini'
söylemişler.
Yaşlı bey huzursuzlanmış; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş.
Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
"Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim,
gecikmek istemiyorum" demiş.
"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir
şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla
kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.
Adam buruk bir sesle "Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:23 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
AŞKI ANLAMIN 50 YOLU
1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız.
2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız.
3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa.
4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa.
5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa.
6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız.
7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız.
8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa
9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız.
10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için.
11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa.
12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız.
13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa.
14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa.
15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa.
16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız.
17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa.
18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.
19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa.
20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız.
21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa.
22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız.
23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız.
24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz.
25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa.
26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa.
27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız.
28- Size durup dururken çiçek alıyorsa.
29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa.
30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa.
31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa.
32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa.
33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa.
34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa.
35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi>destekliyorsa.
36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa.
37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.
38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse.
39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa.
40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.
41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa.
42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa.
43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa.
44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa.
45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.
46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa.
47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa.
48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse.
49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse.
50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse.
İşte Sen o Zaman Aşıksın
|
|
| Başa dön |
|
 |
| durusu |
Tarih: Çrş May 16, 2007 1:27 pm Mesaj konusu: |
|
|
 Yeni Üye
Kayıt: 15 May 2007 Mesajlar: 491
|
Daima beni kandırıyor kimse bu Zaman. Tam bir şeylerden keyif almaya başlamışken çar çabuk bitiyor. Ne olur biraz yavaş ilerlese şu yelkovan tanışmadığım sevgilimle birlikteyken.Yok yok bu Zaman beni sevmiyor, sürekli gıcıklık yapıyor.Peki madem bu kadar hızlısın toplantılarda neden bitip geçmiyorsun.Hasta olduğum zaman neden ilerlemiyorsun. Anlamadığımı sanma. Alay ediyorsun benimle.
Zaman Zaman seni sevmiyor değilim. Özelliklede geçmiş olduğun Zaman. Hakkında çok konuşuyoruz eski dostlarımla.Geçmiş zaman olur ki diye başlayan cümlelerde adın ne de çok anılıyor.Neden her Zaman gelecek Zaman geçmiş Zamanın gölgesinde kalıyor. Yoksa sende mi geleceğe umutla bakmıyorsun.
Küçük kardeşin Anda çok şımarık. Aniden çıkıyor sürpriz yapıyor. Bir Anda aşık olmamış mıydım tanışmadığım sevgilime.Hiç bir Zaman bitmeyecek bir aşk başlamıştı o Zaman. Bir arkadaşımda bir Anlık dalgınlıkla kaza yapmıştı. Uzun zaman hastanede yatmamışmıydı.Sen bunları benden daha iyi bilirsin.Hepsi senin içinde yaşandı. Konuşmaya çalışıyorum fısıltıyla bir şeyler söylüyorsun ama anlayamıyorum seni.Tik-tak-tik-tak ne demek ne olursun söyle.
Beni öldüreceksin Zamanı gelince. Zaten her gün biraz daha yaklaştırıyorsun ölüme. Yüzümden anlayabiliyorum. Hatırlatmana gerek yok. Kızdığımı sanma, çoğu Zaman minnettarım. Sensiz ne perişan olurduk.
Senden bir isteğim olacak sevgili Zaman. Tanışmadığım sevgilimi gördüğüm Zaman bana biraz daha Zaman ver. Borcum olsun. Söz sana hayatımdan geri vereceğim verdiğin Zamanı.Biliyorum o da beni bekliyor.
Gelecek tanışmadığım sevgilim bu Zaman beni öldürmeden. Yüzümdeki çizgiler dimdik olacak, benim gibi Zamana karşı eğilmeden bükülmeden yenilmeden.
DN:Başka bir forumda yazdığım kendi yazım.
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|